20 Ağustos 2025 Çarşamba

 Ankara Savaşı 28 Temmuz 1402.

İki tarafta tüm hazırlıklarını tamamlayıp 28 Temmuz sabahı, sabah namazından sonra savaş düzeni aldılar. Beyazıt, Niğbolu savaşında kullandığı Kurt Kapanı (Hilal) taktiğini uygulamak için ordunun en önünde yer aldı. Beyazıt, kendisine bağlı Azaplarla birlikte çalılık ve otluk bir düzlük üzerinden hücum ederek ilk taarruzu başlattı. Ancak bodur ağaçlar ve çalılıklar, ileri taarruz için hızı yavaşlatan bir etkendi. Öncü kuvvetlerin taarruza kalktığını gören Timur, ilk karşılığı okçularla verdi. Timur’un ordusundan gelen yoğun oklar, çalılıklar ve otluklar sebebiyle yavaşlayan Azaplar üzerinde etkili olunca Azaplar, ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. İlk hamlesi başarılı olmayan Beyazıt, Yeniçeriler ve Sipahilerden oluşan güçlerine taarruz emri verdi. Timur, ilerleyen yaya kuvvetlerine karşı savaşçı fillerini ve ormanlık alan içerisinde gizlenen süvarileri görevlendirince avantaj yine Timur’un güçlerinin eline geçti. Mirah Şah’ın birlikleri de Süleyman Çelebi komutasındaki birliklerin üzerine taarruz edince zor durumda kalan Süleyman Çelebi birliklerine Merkez güçte yer alan Yeniçeriler yardıma gitti. Sayıca az olan Osmanlı ordusu, Yeniçerilerin ordu merkezinden ayrılmasıyla ikiye bölündü ve Timur’un savaşçı filleri daha da ileri sürmesiyle sağdan, soldan ve ön cepheden hücum eden güçlere karşı yeterli direnişi gösteremedi. Üstelik Osmanlı ordusu, savaşçı fillerle ilk kez karşılaşıyorlardı. Fillere karşı nasıl bir taktik izleyeceğini bilmeyen Osmanlı ordusu, karşı koyulmaz fillerin taarruzları karşısında disiplin ve düzenini kaybetmeye başlamıştı.
Bunun üzerine Beyazıt, büyük bir hata yapıp kurt kapanı taktiğini tekrar uygulayarak Sipahilerle Filleri karşı karşıya getirdi. Savaşın en kanlı ve şiddetli anı o andı. Yeniçerilerin ok atışları ve Sipahilerin başarılı taarruzlarıyla Filler etkisiz hale getirilebilmişti ancak hem Sipahiler, hem Yeniçeriler çok ağır kayıplar verdiler. Fillerinin devre dışı kaldığını gören Timur, Şeyh Ömer Mirza komutasındaki birliklerini Yeniçerilerin üzerine gönderdi. Beyazıt, bu hamleye karşılık olarak Anadolu beyliklerinden toplanan Askerleri ve Kara Tatarları takviye etti. Ancak Kara Tatarlar, Timur ile savaş öncesinde anlaşmışlardı. Yeniçerilerin yanına gitmek yerine Rumeli ve Sırp askerlerinin arka cenahından ok atışlarıyla arkadan saldırdılar. Miran Şah ile Süleyman Çelebi birliklerinin arasında geçen çarpışmalarda takviye olarak gelen güçlerden Anadolu Beylikleri taarruz etmekteyken, Timur’un ordusuna bağlı Anadolu Beylikleri kendi bayraklarını açınca Beyazıt’a bağlı Anadolu beylikleri de Timur’un ordusundaki Anadolu Beyliklerinin safına geçerek Osmanlı ordusundaki dengeleri alt üst ettiler. Yeniçeriler ve Rumeli birlikleri, önce Kara Tatarlar, sonrasında Anadolu Beyliklerinin Timur’un safına geçmesiyle savaş alanındaki inisiyatiflerini kaybederek ağır kayıplar vermeye başladılar. Rumeli ve Sırp birlikleriyle Yeniçeriler dışındaki güçlerin kendilerine sırt çevirip Timur’un tarafına geçmesiyle Beyazıt tam anlamıyla sükûtu hayale uğradı. Osmanlı ordusunda, yalnızca Yeniçeriler ev Rumeli-Sırp birlikler Beyazıt’a sırt çevirmemiş ve savaşın sonuna kadar mücadele etmişlerdi.
Adım adım mücadeleyi kaybeden Osmanlı ordusu, mağlup olunan cephelerden çekilmeye başladılar. Timur, son emrini vererek Beyazıt’ın sağ ele geçirilmesini emredince sonuç almak için son taarruz başladı. Vezirler İsa Çelebi, Süleyman Çelebi, Mustafa Çelebi ve Mehmet Çelebi, kuşatmayı yararak kaçmayı başardılar. Şehzadelerin kaçtığını fark eden Sırp Birliklerinin komutanı ve Beyazıt’ın kayınbiraderi olan Stefan Lazareviç, Beyazıt’a çekilmesi için tavsiyede bulunsa da, Beyazıt mücadele etmeye devam etti. Çatalpete’de emrinde 300 kişilik askeriyle atının sırtında çarpışarak Timur tarafından yakalandı ve esir edildi ve Ankara Savaşı, Osmanlı Devleti için büyük bir hezimet olarak tarihe maloldu.MİRE dağında 4 atı oklarla vurularak savaştan alıkonan yıldırım Han son atını vuran Karar Tatara ÇUBUK ilçesindeki MAHMUT OĞLAN köyü Ödül olarak Bırakılmıştır. Bugün bu köyde 835 yıllık Ahşap direkli Bir cami Bulunmaktadır.Çubuk İlçesinden Kızılcahamam Hudutlarına kadar Yıldırım adı ile Başlayan 7 köyümüz Bulunmaktadır.

 OĞUZ KIRI = KIZILAY MEYDANI.

Tarihi Ankara Ankaralı seymenlerin Atlı gösteri yaptıkları ( Diğnek ) oyunları sergiledikleri Sin sin Ateşi Yaktıkları alan. OĞUZ KIRI.
Bu gün Unutulan Cirit Oyunlarının merkezi Ankaralıların DİĞNEK dedikleri atlı yarışmalar. Ve Kılıç yerine Kullandıkları ÇEKME DİĞNEK Oyunları 1806 yılında Osmanlının Kılıç taşımayı yasaklamasından sonra Seymenlerin Eğitim yaptıkları Diğnek oyunları Burada yapılmakta idi. Rahmetli Yağcıoğlu Fehmi Efenin Halil Bedi Yönetgene Anlattıklarından ( Anadolu Derlemeleri eseri ) ve seymen sohbetlerinde Anlattıklarına göre. Koltuk altından orta parmak boyuna uzanan kızılcık veya sağlam ağaçlardan hazırlanan DİĞNEK seymenlerin hem eğitim hemde koruma silahı gibi kullandıkları bir nesne idi. Bağa bahçeye giderken yazıya yabana giderken taşıdıkları Diğnek Önemli bir koruma aracı olmuştur .
Rahmetli Babaannem Samiye Balaban’ın anlattığına göre Rahmetli Dedem Rıfat Balabanın Ağabeyi Bakırcı Osman efe ( HAYT OSMAN Lakaplı ) kale çıkışında BakIrcı dükkanı varmış Ankara’nın ünlü dövme Bakrcılarındanmış ve Ünlübir seymenmiş. Hayatında kama bıçak taşımaz ve sadece sırtında enseden beline giren Çekme Diğnek =Deynek taşırmış. Esat Bağlarnda Bağ komşusunun Bir yaban tarafından sırtından Bıçaklandığını görür atının terkisine alıp Hekime yetiştirir.hayatının kurtulmasını sağlar gel zaman git zaman Ulucanlarda Bağ komşusunu sırtından Bıçaklayan adamı görür ve hesap sorar Adam hemen Kamasına davransa da. Osman dedem Sırtından Çekme diğneği çekmesi ile adamın Köprücük kemiğine vurması bir olur köprücük kemiği kırılan adamın elinde kaması düşer adamı zabtiyelere teslim eder.
Tahminim odur ki Çekme deynek Uzak doğu sporları gibi Ankaralı seymenlerin kullandıkları koruma spor dalı Matrak sanatınında babası gibi.
Gelelim OĞUZ KIRI ve Kızılay Binasının olduğu alan hakkında bilgilere. Milli mücadele İstiklal Harbi sırasında Ordunun Bir çok şeye ihtiyacı vardır Askerin potini ayakkabısı yoktur eksiktir .gıdası azdır süngüsü azdır mermisi azdır. Ulaşım aracı yoktur.
Tekalif-i Milliye kanunu çıkmadan önce yapılan yardım çağrısına Ankara’nın tümü bu çağrıya uyar her aile potin postal çarık yerine iki çift yün çorap örer Kızılay binasının olduğu alana kurulan Askeri yardım çadırlarına teslim eder.Buranın komutanı Doktor Miralay MEHMET ARİF ( Finci ) dir onun neferlerine adı ile teslim eder. Sadece çorapmı. Pencere demirleri. Süngü yapılmak için Bakır kap kacak. Çinko yağmur olukları kurşun nesneler. Mermi yapılması için Ve gida için Ankaralıların yufka ekmeği ŞEPİT Küp peynirler kuru üzümler zerdeli kuruları teslim edilir Miralay MEHMET ARİF bey bu toplanan yardımları cepheye en kısa zamanda ulaştırmaya gayret eder vasıtamı Ankaralıların bağışladığı atlar öküz arabaları kağnılar ile ve bu yüzden Oğuz kırının ortasına KIZILAY Binası inşa edilir
Bu olaylar Tarih kitaplarında yazmaz Sözlü Tarihimizin bir parçasıdır gerçek yaşanmış olaylardır Ankaralının öz verisidir. Bu anıları anlatanları rahmet ve şükranla anıyorum RUHLARI ŞAD OLSUN
HALUK BALABAN.
NOT: Milli mücadele sırasında Türk ordusunda sadece 2 kamyon varken yunan ordusunda 824 adet kamyon mevcuttur. süvari ve at sayımız yunan ordusundan fazladır. Fransızlarla Ankara Antlaşması sonrasında da Fransızlardan 8 kamyon Türk Ordusuna gelmiştir.
Haluk Balaban.